Kolektif Tükenmişlik: Bireysel Yorgunluğun Toplumsal Yüzü

Tükenmişlik genellikle bireysel bir sorun olarak ele alınır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, tükenmişliğin yalnızca kişisel faktörlerden değil, toplumsal koşullardan da beslendiğini göstermektedir.
Bu durum kolektif tükenmişlik kavramı ile açıklanmaktadır (Maslach & Leiter, 2016).

Kolektif tükenmişlik, uzun süreli belirsizlik, ekonomik kaygılar ve artan performans baskısı altında kalan topluluklarda paylaşılan bir duygusal yorgunluk hali olarak tanımlanır.

Herkes Yorgun Hissi

Birçok birey kendi yorgunluğunu kişisel bir yetersizlik olarak değil, genel bir ruh hali olarak tanımlar. Bu durum, tükenmişliğin bireysel sınırları aşarak toplumsal bir deneyime dönüştüğünü göstermektedir (Hobfoll et al., 2018).

Duygusal Bulaşma

Psikolojik araştırmalar, duyguların sosyal bağlar aracılığıyla bulaşıcı olabileceğini ortaya koymaktadır.
Sürekli yorgunluk ve umutsuzluk anlatıları, bireyin ruh halini de etkileyebilir (Hatfield et al., 1994).

Sonuç

Kolektif tükenmişlik, bireyin zayıflığı değil, uzun süreli toplumsal yüklerin doğal bir sonucudur.
Bu durumun fark edilmesi, bireylerin kendilerini daha gerçekçi değerlendirmelerine alan açabilir.

Kaynakça

Maslach, C., & Leiter, M. (2016). Burnout. Wiley.
Hobfoll, S. E., et al. (2018). Stress, resilience, and burnout.
Hatfield, E., et al. (1994). Emotional Contagion. Cambridge University Press.

Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi niteliği taşımaz.