Bazı insanlar öfkelerini ya da rahatsızlıklarını açıkça ifade etmek yerine, dolaylı ve örtük yollarla gösterir.
Söylenmeyen ama hissettirilen, yüzeyde uyumlu görünen ancak altta yoğun bir gerilim barındıran bu iletişim biçimi, psikoloji literatüründe pasif-agresif tutum olarak ele alınır.
Pasif-agresif tutum, bireyin doğrudan çatışmadan kaçınırken öfkesini geciktirme, erteleme ya da dolaylı davranışlarla ifade etmesiyle karakterizedir. Bu durum, özellikle yakın ilişkilerde anlaşılması zor ama yıpratıcı bir etki yaratabilir (APA, 2013).
Araştırmalar, pasif-agresif davranışların çoğunlukla öfkenin güvenli şekilde ifade edilemediği ortamlarda öğrenildiğini göstermektedir (Millon, 2011). Çocuklukta duyguların bastırıldığı, itirazın cezalandırıldığı ya da uyumun aşırı vurgulandığı aile ortamları bu tutumun gelişmesine zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle pasif-agresif tutum çoğu zaman bilinçli bir manipülasyon değil, öğrenilmiş bir başa çıkma biçimi olarak ortaya çıkar (Beck, 2011).
Pasif-agresif tutum çoğu zaman açık öfke patlamaları şeklinde görülmez. Bunun yerine daha örtük davranışlarla kendini gösterebilir:
– Yapılması istenen bir işi sürekli ertelemek
– “Sorun yok” deyip beden diliyle kırgınlık göstermek
– İmalı ya da alaycı ifadeler kullanmak
– Sessiz kalarak karşı tarafı cezalandırmak
– Yardım teklif edip isteksiz davranmak
Bu davranışlar ilişkilerde belirsizlik ve duygusal mesafe yaratabilir (Linehan, 2015).
İlişkilerde sağlıklı iletişim, duyguların açık ve net biçimde ifade edilmesine dayanır. Pasif-agresif tutum ise bu açıklığı bozar. Sorunlar konuşulmadığı için çözüm üretmek zorlaşır.
Araştırmalar, pasif-agresif iletişimin uzun vadede güven duygusunu zedelediğini ve ilişkilerde kronik bir gerginlik yarattığını göstermektedir (Gottman & Silver, 2015).
Pasif-agresif tutum çoğu zaman sınır koymakla karıştırılır. Oysa sınır koymak, ihtiyaçların açık ve doğrudan ifade edilmesini içerir. Pasif-agresif tutumda ise ihtiyaçlar dolaylı biçimde iletilir (Cloud & Townsend, 2018).
Bu nedenle pasif-agresif davranışlar, kişinin “hayır” demekte zorlandığı alanlarda daha sık ortaya çıkabilir.
Pasif-agresif tutum fark edilmediğinde, kişi hem kendi duygularıyla temas etmekte zorlanabilir hem de ilişkilerde tekrarlayan çatışma döngüleri yaşayabilir. Farkındalık ise bu döngünün kırılmasında önemli bir ilk adımdır.
Psikolojik danışmanlık sürecinde bu farkındalık, bireyin ilişkilerinde daha açık ve işlevsel bir iletişim kurmasına destek olabilir (Beck, 2011).
Pasif-agresif tutum çoğu zaman kötü niyetli bir davranıştan ziyade, kişinin geçmiş deneyimleriyle şekillenmiş bir baş etme biçimidir. Ancak fark edilmediğinde ilişkilerde yıpratıcı sonuçlar doğurabilir.
Duyguların açık, net ve güvenli bir şekilde ifade edilebildiği ilişkiler, hem bireysel hem de ilişkisel iyilik halini destekler. Bu nedenle iletişim biçimlerinin fark edilmesi ve ihtiyaçların doğrudan ifade edilebilmesi, sağlıklı ilişkiler için önemli bir adımdır.
American Psychiatric Association. (2013). DSM-5 Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders.
Beck, J. S. (2011). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond. Guilford Press.
Cloud, H., & Townsend, J. (2018). Boundaries. Zondervan.
Gottman, J., & Silver, N. (2015). The Seven Principles for Making Marriage Work. Harmony Books.
Linehan, M. (2015). DBT Skills Training Manual. Guilford Press.
Millon, T. (2011). Disorders of Personality. Wiley.
Not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı veya tedavi niteliği taşımaz.
